Bugün: 11.09.2026
11 saat önce
3 dk.

Boş Tahta: Felsefi Yansımalar #10

Hayatın büyük bir kısmı, daha önce hiç yaşamadığınız şeyleri deneyimlemekle geçer: Bir uçağa binmek, bir dağın zirvesine tırmanmak, bir kar fırtınasının ortasında kalmak veya dilini bilmediğiniz bir ülkeyi ziyaret etmek… Bu tür deneyimlerin hayatımızı zenginleştirdiğini, onu daha ilginç ve bir o kadar da eğlenceli kıldığını düşünürüz. Go’da da bunun çok bariz bir karşılığı var: Oyunun neredeyse sonsuz sayıda olasılığı bulunuyor; ancak bazı oyuncular, alıştıkları sınırların dışına çıkmaya pek yanaşmıyor. Çoğumuzun nadiren, hatta belki hiç yaşamadığı pek çok şey vardır: açılışta bir yaklaşma hamlesine karşılık tenuki yapmak, rakibin 3-4 noktasındaki taşa temas etmesi durumunda ne yapacağını bilmek, ilk on iki kadar hamleden sonra oyuna en iyi nasıl devam edileceği konusunda kendinden emin olmak, küçük grupların durumunu doğru ve tutarlı bir biçimde değerlendirmek, tanıdık şekillere nereden sızılacağını bilmek gibi. Bu açıdan bakıldığında, hayatı boyunca okyanusu ya da karlı bir dağ zirvesini hiç görmemiş olmaktan gayet memnun olan insanlara benzeriz. Dünya, keşfedilmeyi bekleyen muazzam ve harika şeylerle doludur; mümkün olduğunca birçoğunu keşfetmek ve onlara aşina olmak için zaman, para ve enerji harcamaktan mutluluk duyarız. Go oynarken de aynı tutuma sahip olmalıyız. Sadece oynamak size Go’nun sunduğu o büyüleyici güzelliğin önemli bir bölümünü keşfetmenizi sağlamaz. Zaten bildiğiniz ve alıştığınız kalıpların dışına çıkmanız gerekir. Tam olarak bu nedenle kitaptan çalışmayı, ders almayı veya daha güçlü oyuncuların oyunlarını incelemeyi reddetmenin hiçbir mantığı yoktur. Dışarıda gerçekten büyüleyici bir dünya var. Sadece o bildiğimiz tanıdık alanın içinde kalmak yerine bu dünyayı keşfetmek için zaman ve çaba harcamalıyız. Kitapları sadece satın almayın; okuyun. Profesyonel oyunların sonuçlarına bakıp geçmeyin; tahtaya dizin ve inceleyin. Hep aynı açılış hamlelerini oynamayın; daha önce hiç denemediğiniz hamleleri deneyin. Go’nun düşündüğünüzden bile daha eğlenceli olduğunu keşfedeceksiniz.

William Cobb, 19 Eylül 2018
Fotoğraf: Phil Straus / Düzenleme: Chris Garlock
Çeviri: Utku Üzülmez

Kaynak

Orijinal metin:

Yorum

Your email address will not be published.

Önceki Yazı

Boş Tahta: Felsefi Yansımalar #8

Latest from Blog

Boş Tahta: Felsefi Yansımalar #8

Go hayata benzer, ancak hayatın her yönünü de yansıtmaz. Örneğin savaşı ya da bir siyasi seçimi ele alalım. Bu tür durumlarda rakibinize belli ölçüde

Boş Tahta: Felsefi Yansımalar #7

Genellikle hamle başına on saniye gibi sürelerle oynanan “Blitz” (yıldırım) oyunları Go dünyasında ilginç bir olgudur. Oyunun kurallarına bağlı kaldıkları için teknik olarak birer

Boş Tahta: Felsefi Yansımalar #6

Go oyuncuları olarak, oyunu oynamanın kendisinin iyi ya da kötü olup olmadığını söyleyemeyiz. Yalnızca belirli oyunlardaki belirli hamlelerin iyi ya da kötü olduğunu söyleyebiliriz.

Boş Tahta: Felsefi Yansımalar #5

Umarım okuyucularımın en azından bir kısmı, “The Empty Board” serisinin son yazısındaki oyuncunun “nihai hedefi olan galibiyet” ifadesini okurken hafifçe bir ürperti hissetmiştir. Eğer

Boş Tahta: Felsefi Yansımalar #4

İyi ve kötü hamleler hakkındaki kararlar Go oyununda büyük bir rol oynar. Bunu belirlemek çoğu zaman o kadar kolay olmasa da, bir hamle oyuncuyu
YukarıZıpla