Bugün: 26.04.2026
14 saat önce
3 dk.

Boş Tahta: Felsefi Yansımalar #8

Go hayata benzer, ancak hayatın her yönünü de yansıtmaz. Örneğin savaşı ya da bir siyasi seçimi ele alalım. Bu tür durumlarda rakibinize belli ölçüde saygı duyabilirsiniz, ama onun iyiliğini gerçekten dilemezsiniz. Onu yalnızca mağlup etmek değil, aynı zamanda gelecekte bir daha tehdit oluşturamayacağı bir konuma getirmek istersiniz. Oysa Go böyle değildir. Rakibinizi kalıcı olarak saf dışı bırakmak yerine, onun güçlenmesini istersiniz, çünkü bu çok daha ilginç ve zorlu oyunların önünü açacaktır. Tabii aynı zamanda siz de güçlenmeyi umarsınız. Her iki oyuncunun da asıl derdi daha iyi bir oyuncu olmaktır. Oyun kazanmak bu amaca giden yolun bir parçasıdır, tıpkı kaybetmek gibi. Bu oyunu oynarken yegâne hedefimiz sadece kazanmak değildir. Kazanma ihtimali hiç olmayan (örneğin avanssız bir oyunda sizden on seviye daha zayıf olan —tıpkı şu an oynadığım Dragon Go maçlarından birindeki gibi) bir rakiple oynamak zorunda kalmak son derece sinir bozucudur. Amacım sadece kazanmak değil; ben daha iyi bir oyuncu olmak istiyorum. Benden çok daha zayıf oyunculara karşı avanssız oyunlar oynamak, oyunumu geliştirmeme yardımcı olmuyor. Üstelik bu durum, sadece hezimete uğrayan ve bunun sebebini pek de idrak edemeyen o zayıf oyuncuya da bir fayda sağlamıyor. Çok daha zayıf oyunculara avanslı (handikap) oyunlar oynayarak yardımcı olmaktan memnuniyet duyarım. Bu tür oyunlar eğitici bir süreçtir ve hepimizin faydalanabileceği bir deneyim sunar. Hepimiz handikaplı oyunların her iki tarafında da yer alarak üzerimize düşeni yapmaya gayret etmeliyiz. Burada asıl vurgulamak istediğim husus şu: Oynadığım maçı rakibimin kazanmasını elbette istemem, ancak dişe dokunur bir mücadele vermek ve oyun sonunda bir şeyler öğrenmiş olmak isterim; ki inanın bu, kazanmaktan çok daha önemlidir. Elbette kazanmaktan keyif alıyorum, ancak Go bu bakımdan oldukça sıra dışı bir oyun. Rakibimi tahtadan bütünüyle silip tarumar etmek hiç ilgimi çekmiyor. Onun güçlenmesini isterim ki, ben de onunla birlikte güçlenebileyim. Lütfen bana zayıf yönlerimi göster ki onları düzeltebileyim. Kaybeden tarafın oyundan sonra “Oyun için teşekkür ederim” demesinin sebebi budur işte.

William Cobb, 11 Haziran 2018
Fotoğraf: Phil Straus / Gece Görüşü Düzenleme: Chris Garlock
Çeviri: Utku Üzülmez

Kaynak

Orijinal metin:

Yorum

Your email address will not be published.

Önceki Yazı

Boş Tahta: Felsefi Yansımalar #7

Latest from Blog

Boş Tahta: Felsefi Yansımalar #7

Genellikle hamle başına on saniye gibi sürelerle oynanan “Blitz” (yıldırım) oyunları Go dünyasında ilginç bir olgudur. Oyunun kurallarına bağlı kaldıkları için teknik olarak birer

Boş Tahta: Felsefi Yansımalar #6

Go oyuncuları olarak, oyunu oynamanın kendisinin iyi ya da kötü olup olmadığını söyleyemeyiz. Yalnızca belirli oyunlardaki belirli hamlelerin iyi ya da kötü olduğunu söyleyebiliriz.

Boş Tahta: Felsefi Yansımalar #5

Umarım okuyucularımın en azından bir kısmı, “The Empty Board” serisinin son yazısındaki oyuncunun “nihai hedefi olan galibiyet” ifadesini okurken hafifçe bir ürperti hissetmiştir. Eğer

Boş Tahta: Felsefi Yansımalar #4

İyi ve kötü hamleler hakkındaki kararlar Go oyununda büyük bir rol oynar. Bunu belirlemek çoğu zaman o kadar kolay olmasa da, bir hamle oyuncuyu

Boş Tahta: Felsefi Yansımalar #3

Go’nun klasik çağında oyuncular tek bir oyun için saatler harcarlardı. Neden böyle yaptıklarını hiç merak ettiniz mi? Ne düşünüyor olabilirlerdi? İşte size bir deney:
YukarıZıpla